Home | Aksaray Manzaralari | Ozel Ders | Bizim sayfamiz | iOLP | Dil Bilimine Giris | Approaches in ELT | Ders Plani | Album | Favori Linkler | Downloads | webconstructive@yahoo.com

Neden sadece Aksaray?

Dil Bilimine Giris

unlem.gif

ÖNEMLİ UYARI

Bu bölümde bulunan özetler sadece yardımcı kaynak olup, bunlara güvenip kitaplara  çalışmamak çok yanlış olur.

Insert Your Title

THE STUDY of LANGUAGE

 

UNIT 1 – THE ORIGINS of LANGUAGE

 

            Jespersen’a göre dil insalar kendilerini diğer insanlara sevdirmeye çalışırken ortaya çıkmıştır.

                Dilin kaynağına ilişkin bir çok görüş vardır ancak kesin bir kaynaktan söz etmek mümkün değildir.

 

                Divine source:

Bütün inançlarda, dilin kaynağına ilişkin kutsal bir kaynak vardır. “yaratıcı insanı dünyaya gönderirken ona konuşmayı da öğretmiştir.

Kutsal kaynakla ilgili temel hipotez “Eğer insan yetişirken hiçbir dile maruz kalmazsa, doğal olarak konuşmayı öğrenir,” demektedir.

Mısır firavunlarından biri M.Ö.600’de bir deney yapmıştır. Yeni doğmuş iki bebeği bir tat çoban ve keçilerin içine koymuştur. 2 yıl sonra çocuklar Mısırlılar gibi değil ancak; başka sesler çıkarmaya başlamışlardır. Firavun bu sesleri “Pphraian” diline benzetmiş ve orijinal dilin bu dil olduğunu düşünmüştür. Ancak; bilim adamlarına göre çocuklar bu sesleri keçilerin çıkardıkları “kos” seslerine benzeterek çıkarmış olabilirler.

                The naturel sound source:

Önerme 1:

İlkel kelimeler insanların doğada işittikleri sesleri taklit ederek oluşmuş olabilir. Örneğin uçan bir nesne “cawcaw” diye ses çıkarmıştır ve insanlar o nesneyi o şekilde adlandırmışlardır. Bütün modern dillerin bu “echo”lara sahip olmaları bu teoriyi desteklemektedir. (splash, boom, buzz, etc.) Aslında bu teori bow-bow teorisi diye de adlandırılır. Bütün dillerde bu tarz sözcükler vardır ancak; yine de nesneleri adlandırmak için kullanılan birkaç kelimeyi göz önünde bulundurarak dilin buradan kaynaklandığı görüşüne de şüpheyle bakmak lazımdır.

Önerme 2:

Dilin orijinal duyguların doğal sonucu olarak çıkarılan seslerdir. Örneğin “OUCH” (of, ah, etc) sızlama esnasında çıkardığımız bir sestir ve bir acı hissettiğimizi ifade eder. Bu sesler (normalin aksine) nefesin birden içe çekilmesiyle üretilir. Bu da dilin kaynağı olarak gösterilmeyebilir.

Önerme 3:

Diğier bir naturel sound önermesi de “yo-heave-ho” teorisidir. Bu teoriye göre dil “fiziksel efor sarf eden insanlar özellikle grup halinde çalışırken organize olabilmek için bu çıkardıkları seslerden kaynaklanmaktadır. Örneğin ağır bir kütük taşırken.

                The oral gesture source:

Buna göre fiziksel hareketlerle ağız hareketleri arasında var olan bir ilişki dilin kaynağını oluşturur. Aslında vücut hareketlerimizin bir çoğu “nonverbal” bir iletişim şeklidir ve hala modern dillerde de mevcuttur. Bu teoriye göre fiziksel hareketlerle iletişim gelişmiştir. Ağzımız dilimiz gırtlağımız, vs. de fiziksel hareketlerimizle benzer şekilde gelişmiştir. Örneğin “good bye”daki ağız hareketimiz, al sallarken meydana gelen gelen dalgalanmaya benzer. Ancak; her şeyi sadece “gesture” kullanarak anlatamayız.

                Glossogeneticks:

Bu teori daha çok insanın biyolojik gelişimi ve şekillenmesi üzerinde temellenir. Teoriye göre insan M.Ö.60.000’li yıllarda iki ayak üzerine kalktı ve değişim geçirmeye başladı. Gorillere göre kafa tsaı değiştirdi. 35.000’lerde  modern insana benzer sesler çıkarmay başladı. Ancak; bu sesler bir dil olacak özelliklere sahip değildi. Bununla birlikte dil kaynağını buradan alır.

                Physiological adaptation:

İnsan bir ilkel canlıyken diğer ilkel canlılardan farklı olarak beynini ve konuşmayla/dille ilgili  organlarını geliştirdi, ürettiği sesleri zaman içinde geliştirdi ve modern insanla birlikte modern diller de ortaya çıktı. Diğer türler ise bunu başaramadı.

                Interactions and transections:

Dilin iki fonksiyonu vardır. 1. fonksiyonu interactional function. Bu fonsiyonla genel olarak hissel ve sosyal olarak karşılıklı ilişki kurulması , diğer insanlara insanın dostluğunu, hoşgörüsünü, birliketiliğini vb. göstermesi için kullanılır.

Transectinol fonksiyoyu ise insanların dili kullanması, bununla birlikte her neslin onu geliştirerek bir sonraki nesle aktarmasıdır.

 

 

 

UNIT 2 – THE DEVELOPMENT of LANGUAGE

 

İlk mağara çizimler 20.000 yıl önce, yazıya benzer çalışmalar 10.000 yıl önce, alfabetik formda yazı 3.000 yıl önce ortaya çıkmıştır.

 

Pictograms and ideograms:

Mağara çizimleri belki anlam taşıyor olabilirler onlar genelde özel dilsel mesajlar olarak düşünülmezler.

                Pictograms:

Eğer belirli bir imaj sürekli olarak bir şeyi temsil ediyorsa buna “pictogram” yada “picture writing” denir. Örneğin

Güneş anlamında kullanılır. Bu kullanımın en önemli parçalarından biri herkesin bu sembolü aynı anlama yakın kullanmasının gerekliliğidir. Sembol ile açıklaması arasında geleneksel bir ilişki olmalıdır.

Bu sembol daha karmaşık bir sembolik form aldığında buna “ideo-writing yada ideogram” denir. “” => “ bknz-2” şiklini alır ve taşıdığı anlam güneşin yanı sıra ısı ve günün belli bir bölümü anlamına da gelir.

v      Pictogram ile ideogram arasındaki en önemli fark sembol ve temsil ettiği varlık arasındaki ilişkidir. Daha çok resme benzeyenler “pictogram”, daha çok soyut anlam taşıyanlar “ideogram”dır.

v      İkisinin de ortak özelliği belirli bir dilde bir kelime yada sesi temsil etmezler

                                                                                                                                         ……….   ………   …….  ..……

v      Eğer bir sembol bir dilde çok fazla soyutlaşır ve bir kelimeyi temsil ederse buna “word-writing” yada “logogram” denir. Mısır yazısında suyu temsil eden  ≈  ideogramı zamanla  ~ şeklini almıştır ve tam olarak su kelimesini temsil eder.

Logogram:

En güzel örneği Sümerlilerin çivi yazısı (cuneiform)’dır.

Sümerliler zamanında “word-based writing” kullanıldığında ilişkin kanıtlar elde edilmiştir. Sümerliler “earliest known writing system”i kullanmışlardır.

 

Logographic system: kelimeleri temsil eden sembollerden oluşan sistemdir.

Phonographic writing: Sesleri temsil eden sembollerden oluşan sistemdir.

 

                Rebuse writing:

Bir sesi temsil eden bir ideogramın aynı ses her yazılacak olduğunda aynen yazılmasıdır. bknz-1 pictogramı İngilizce’deki “eye” kelimesini temsil eder ve gelişerek bknz-3şeklinde “ideogram” olmuştur. Artık “eye”, “I”, Türkçe’deki “ay”ın geçtiği her yerde “ın geçtiği her yerde aynı şekilde okunur. +bknz-3= crosseye,bknz-4=ba ; bknz-4 , bknz-4=baba.

v      Bu şekilde bir sembol bir çok nşekilde kullanılabilir. Ancak; bu yazı stilinin yazı yazarken olfukçe büyük miktarda sembole ihtiyaç duyması da sınırlılığıdır.

                Syllabic writing:

 Eğer bir sembol bir sesli ve bir sessiz harften oluşuyorsa (“ba” gibi) bu bir hece tipi oluşumudur. Bir yazı sistemi hecelerin telefuzunu temsil eden sembollerden oluşuyorsa buna “syllabic writing” denir.

Modern dillerden hiç biri tam olarak bu yazı stilini kullanmıyor ancak; Japonca’da kısmen “syllabic writing/syllabry” kullanılmaktadır. 19. yy’da bir Cheroky Amerikan yerlisi böyle bir yazı geliştirdi .

Mısırlılar ve Sümerliler de heceleri temsil eden logograpic semboller kullanmışlardır. 3.000-4.000 yıl öncesine kadar “Lebenon’luların ataları olan “phoenician”lara kadar tümüyle syllabic writing kullanmışlardır. Önce Mısırlıların logogramlarından adaptasyonlar yapmışlardır, sonra da tamamen syllabic writing’e geçmişlerdir.

                Alphabetic writing:

Alphabetic writing’de her ses için bir sembol vardır. İlk örnekleri “semitic” diller olan Arapça ve Hebrew İbranice)dir. Bu dillerde çoğunlukla sessiz harflerin sembolleri vardır. Daha sonra Yunanlılar bir adım öne giderek sesli harfleri de temsil eden yazı sistemi geliştirmişlerdir. Slavların diline ait olan Cyrillik alfabesi daha sonra oluşturulmuştur ve Ruslar hala aynı alfabeyi kullanmaktadırlar.

Ĝ       En uzun süre kullanılar Writing sistem Çindedir.

bknz1
eye.jpg

bknz-2
sun.jpg

bknz-3
eye2.jpg

bknz-4
ba.jpg

THE STUDY of LANGUAGE

 

UNIT 7-WORD AND WORD FORMATIN

 

Neologism: ber kelimeyi dilin özelliklerine uydurmak.

Splenger > splengering, splengered, splengerish, splengerism

Word Formation Procces

 

                Coınage: bir firmanın ürettiği mallara yeni adlar bulması.

Aspirin, nylon, zipper, vaseline

 

                Borrowing: Bir dilin başka dilden keli alarak o kelimeyi kendisine mal etmesidir.

Television İngilizlerden alınarak Türkçe’ye televizyon olarak geçmiştir.

                Loan trasnlation or calque: bu yöntemde esas dilden ödünç alınan dile direk bir translation vardır.

Übermensch (Almanca) =>Süperman(İngilizce)

 

                Compaunding: İki kelimeyi birleştirme. Sometimes new words are formed, not by adding a prefix or suffix to based words together, so that the form  one unit as in bedroom. Sözcükler herhangi bir kategoride olabilir.

 

                Blending: İki farklı kelimenin birleştirilmesiyle oluşturulan kelimelerdir. Birinin baş tarafı diğerinin sonu alınarak yapılabilir.

Brunch= br(eakfast)+(l)lunch sözcükleiyle üretilmiştir.

Gasohol,

 smog= smo(ke) + (fo)g;    smaze=(smoke+haze);      smurk=(smoke+murk);     bit=(binary+digit);    chunnel=(channel+tunnel)

 

Clipping: Kelimelerin kesilmesiyle yeni kelime oluşturmak.

Telephonede “phone”, advertisement’dan “add”, brassiere’dan “bra”, cabriolet’den “cab”, condominium’dan “condo”, fanatic’ten “fan” gibi.

 

                Backformation: isimleri kısaltarak fiil üretmektir. Donation’dan donate, option’dan “opt”, emotion’dan “emote”, babysitter’dan “babysit”.

 

Ĝ       Backformation’ın  belli bir tipi Avustralyalılar ve İngilizler tarafından kullanılan hypocorism’dir. Uzun bir kelimeyi tek heceye indirip sonona “-y” yada “-ie” eklenmesine denir.

Television=>telly, barbecue=>barie, bookmaker=>booky, breakfast=>brekky, etc.

 

Conversion: Kelimenin içinde bulunduğu kategoriyi değiştirerek yeni kelime üretmek demektir. Örneğin isim olan bir kelimeyi fiil olarak kullanırsak “conversion” yapmış oluruz.

From verb to desire to noun desire; from adjective calm to verb colmdown.  

 

                Acronymes: bazı yeni kelimeler var olan kelimelerin baş harflerinin kısaltılmasıyla oluşturulur.

NATO, NASA, UNESCO, TBMM, PIN (=Personal Identificatin Number)

 

                Derivation: önek yada son ek ekleyerek yeni kelime türetmek.

                Affixex: prefix ve suffixes affixleri oluşturur.

                İnfixes: ortaya gelen eklerdir.

                Multiple process:  eğer bu eklerden birkaç tanesi bir araya gelerek yeni bir sözcük oluşturulursa buna “multiple process” denir.

WASP+ISH= (White Anglo Saxon Polestant)+(ish)

Lütfen dikkat!!!
unlem3.gif
Paylaşalım.
Kazanalım...
  Eğer şu anda var olan özetlerin yetersiz olduğunu düşünüyor ve daha fazlasını istiyorsanız siz de özetlerinizi bizimle paylaşın. Bildiğiniz gibi bilgi paylaşıldıkça artar. Özetlerinizi webconstructive@yahoo.com adresine M.S. WORD formatında attachment olarak göderebilirsiniz. İsterseniz özetinizin altında adınızı da yazdırabilirsiniz. Göstermiş olduğunuz ilgden ve katkılarınızdan ötürü şimdiden teşekkür ederim.
 
  Eğer bu uygulamaya katılırsanız ve yeterli oranda özet toplayabilirsek kendimize ait olacak http://englishisland.tripod.com adında bir site daha kuracağım. Şu anda yapım aşamasındayım.

Enter supporting content here

webconstructive@yahoo.com

Neden sadece Aksaray?